Facebook'ta Paylas!
Alanya Antikleri
Detayli bilgi icin sayfanin en alt kisminda bulunan Bilgi Formu'muzu doldurabilirsiniz.

Antalya, Alanya, Alanya Kalesi, Düden, Side, Side Antik Kenti, Aspendos, Perge, Manavgat, Damlataş, Düden Şelalesi

Program
1.GÜN İSTANBUL-ANTALYA-ALANYA

Özge Turizm yetkilileri ve siz değerli konuklarımızla belirtilen yerde ve saatte buluşma.Adapazarı Bilecik Afyon Uşak Antalya üzerinden Özge Turizm ikramlarıyla gece yolculuğunun ardından Antalya ya varış.

2.GÜN ANTALYA – SİDE

Sabah yolda verilen kahvaltı molasının ardından Gezimize Doğa harikası Düden şelalesi ile başlıyoruz, kurşunlu şelalelerini gezdikten sonra, Aspendos, Perge gezileri Yaptıktan sonra Alanya kalesini gezip ve otele hareket ediyoruz. Odalara yerleşme akşam yemeği ve konaklama otelde.

3.GÜN ANTALYA -SİDE- ALANYA

Sabah otelde alınan kahvaltı sonrası otobüste toplanma, Alanya kalesi DamlataÅŸ maÄŸarası gezileri ve Side’ye hareket. Side Antik kenti, Manavgat ÅŸelalesi, gezilerinin ardından öğlen yemeÄŸimizi yiyip ve İstanbul’a doÄŸru ediyoruz. Hareket gece geç saatlerde İstanbul’a varış. Bir baÅŸka ÖZGE TURİZM organizasyonunda görüşmek dileÄŸi ile turumuzu buluÅŸma noktamızda sonlandırıyoruz.

ANTALYA: Antalya ismi, kentin kurucusu olan Pergamon Kralı II.Attalos’dan gelmektedir.Eski çaÄŸlarda Attaleia olarak bilinen ÅŸehir Türkçe çoÄŸu eser de dahil olmak üzere doÄŸulu kaynaklarda Adalya olarak, batı kaynaklarda ise Adalia ve bazen de Satalia, 20. yüzyılın ilk çeyreÄŸinden itibaren de “Antalya” olarak adlandırılmıştır. Antalya, antik bölgelerden Kilikya’nın batı kesimini, Pamfilya’nın güneydoÄŸu ucunu ve doÄŸu Likya’yı içine almaktadır. Antalya Türkiye’de bugüne kadar bilinen en eski yerleÅŸmelerin bulunduÄŸu en önde gelen illerimizden biridir.

ALANYA:
Tarihi kaynaklar Alanya’nın ilk isminin Korakesion (Coracesium) olduÄŸunu kaydetmektedir. Bizans döneminde buradan Kalanoros olarak söz edilmiÅŸtir. XIII.yüzyılda Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından I.Alaeddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile ÅŸehrin ismini Alaiye olarak deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. İlçenin isminin Alanya olması Cumhuriyet döneminde Atatürk’e çekilen telgrafta , ” Alaiye”nin yanlışlıkla “Alanya” olarak yazılmasıyla gerçekleÅŸmiÅŸtir. Alanya’da bulunan maÄŸaralar da arkeoloji ve jeoloji yönünden son derece önemlidir. Bunlardan DamlataÅŸ MaÄŸarası, 1948 yılında vapur iskelesi yapımında tesadüfen bulunmuÅŸ ve koruma altına alınmıştır. 10.000-15.000 yılda oluÅŸtuÄŸu tahmin edilen maÄŸaranın oluÅŸumunda bölgenin yağışlı olması önemli rol oynamıştır. YaÄŸmurların barındırdığı gaz karbonikli su, kireçtaşı gibi etkenlerin suları dondurması ile sarkıt ve dikitler meydana gelmiÅŸtir. Bunlar zamanla birleÅŸerek büyük sütunları oluÅŸturmuÅŸlardır.

SİDE:
Side, 1 km. uzunluÄŸunda ve 400 m. geniÅŸliÄŸinde bir yarımada üzerine kurulan Side hakkında Strabon”İzmir yakınındaki Kymeliler tarafından kuruldu”diye bahsetmekte ise de yerli dilde “nar” anlamına gelen Side’nin daha eskiden var olduÄŸu anlaşılmaktadır.

ASPENDOS:Aspendos, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meÅŸhur bir antik kenttir.Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doÄŸusunda, Köprüçayı’nın daÄŸlık bölgesinden düzlüğe ulaÅŸtığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuÅŸ ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı’lar tarafından inÅŸaa edilmiÅŸtir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuÅŸtur.CoÄŸrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduÄŸunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200′den sonra Yunan göçleri olmuÅŸtur oysa Aspendos adının kaynağı Gremlerden önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduÄŸu ve Köprüçay Irmağı ile limana baÄŸlandığı için Aspendos, her çaÄŸda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.Aspendos’un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi ÅŸekilde korunanarak gelmiÅŸ bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu’daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaÅŸabilen en eski ve saÄŸlam bir örneÄŸidir. Mimarı Aspendos’lu Theodorus’un oÄŸlu Zenon’dur. Antonius Piu zamanında (138-164) yapılmıştır. Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuÅŸtur.

PERGE:Perge, Antalya’nın 18 km doÄŸusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan bir antik kenttir.M.Ö 12. yüzyılda kuzey Anadolu’dan güney kıyılara büyük bir Yunan göçü oldu. Bu gelenler modern Antalya ÅŸehrinin doÄŸusuna yerleÅŸtiler ve bu bölgeye Yunanca’da “Irkların Ülkesi” anlamına gelen Pamphylia denildi. Perge de, Kilikya – Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia ÅŸehridir. O dönemde yaygın olan korsan saldırılarından korunma amacıyla iç kesimde kurulmuÅŸtur. Åžehrin kuruluÅŸu diÄŸer Pamphylia ÅŸehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yüzyıl). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge’ye gelmiÅŸtir. Magna Plancia gibi kimi zenginler Perge’ye önemli anıtlar kazandırmışlardır.İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından baÅŸlatıldığı Perge’de önemli kalıntılar ÅŸunlardır:Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluÅŸur. 12,000 seyirci kapasitelidir. Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır. Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır. Tonozlar üzerinde onüç oturma sırası vardır. DoÄŸu ve satı tarafa otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır. Her üç tonozdan biri Stadion’a giriÅŸ, diÄŸer ikisi ise dükkan olarak kullanılmaktadır.Agora: Åžehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında 13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m. boyutlarındadır.
Sütunlu Cadde: Aropol eteÄŸinde nympheum arasında uzanır. Ortasında 2 m. geniÅŸliÄŸinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır. Perge’deki diÄŸer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeÅŸme ve kapılardır.

DÜDEN ÅžELALESİ:Antalya’ya yaklaşık 7 km, Varsak Belediyesi’ne 1 km mesafede cennetten akan bir doÄŸa harikasıdır. Düden Åželalesi Antalya’nın en güzel ÅŸelalelerinden biridir.Dünyanın dört bir yanından Düden Åželalesi’ni görmek için turistler akın akın Antalya’ya gelmektedir. Åželalede bir de maÄŸara vardır. Bu maÄŸara, ÅŸelaleyi daha güzel yapmaktadır. Düden Åželalesi, bu maÄŸaradan 10 km sonra baÅŸka bir güzelliÄŸi daha Lara’dan Akdeniz’e dökülerek bir kez daha insanlara güzelliÄŸini göstermektedir.Düden Åželalesi’nin suyunun geçtiÄŸi her yerde hayat vermektedir… Ama deÄŸiÅŸen Dünya ÅŸartları ve küresel ısınmanın yaptığı etkilerle Düden Åželalesi’nin güzelliÄŸi ve cazibesini kaybetmektedir. Bu durum Türkiye’nin önemli turistik yerlerini kaybetmesi demektir.

ALANYA KALESİ:Alanya Kalesi, Antalya’nın ilçesi Alanya’nın simgelerinden biri olan kale. Denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde bulunur. Surlarının uzunluÄŸu 6.5 kilometreyi bulur.SurKandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleÅŸim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inÅŸa ettiren Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. OrtaçaÄŸda surların içine yerleÅŸmiÅŸ kentin su gereksinimi saÄŸlamak üzere 400′e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir ÅŸekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de son bulacak ÅŸekilde inÅŸa edilmiÅŸtir.Kaleden Liman GörüntüsüYarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak deÄŸerlendirilen İçkale bulunmaktadır. Sultan Alaeddin Keykubad sarayını burada yaptırmıştır. Kalede yerleÅŸim günümüzde de sürmektedir. Taşıt trafiÄŸine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.

SİDE ANTİK KENT:”Side” adı Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelmektedir. Bu özellik ve belgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler Side tarihinin Hititlere kadar uzandığını göstermektedir. Fakat Anadolunun en eski yerleÅŸim birimlerinden biri olan Side’nin İ.Ö.VII yy’dan önce kurulduÄŸu da söylenmektedir. Anadolu tarihleri içerisinde Side, diÄŸer Pamphylia kentleriyle aynı aÅŸamaları geçirmiÅŸtir. Yunanlılar İ.Ö. VII yy. göçler sırasında Side’ye gelmiÅŸlerdir. Eldeki yazıtlara göre İ.Ö. III yy’ a deÄŸin de kente özgü bir dil konuÅŸmuÅŸlardır. Hala tam olarak çözülemeyen bu dil Hint-Avrupa dillerindendir. Side İ.Ö. VI yy’ın ilk yarısında Lidyalıların, İ.Ö. 547-546′da da Persler’in egemenliÄŸine girmiÅŸtir. Pers yönetiminde geliÅŸen kent. İ.Ö. 334′ de İskender’e teslim olunmuÅŸtur.İskender’in ölümünden sonra Antigonus’un (323-304). Ptolemaioslar’ın (301-215). İ.Ö. 215′ten sonrada Suriye Krallığı’nın denetimi altına girmiÅŸtir. İ.Ö. II yy. da Ptolemaioslar’ın güçlü savaÅŸ ve ticaret filoları sayesinde en parlak dönemini yaÅŸayan kent, bu sürede imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilmiÅŸtir. İ.Ö. 188′de Apameia Barışı ile Bergama Krallığı’na bırakılan Side, DoÄŸu Pamfilya bölgesiyle birlikte bağımsızlığını korumuÅŸ, büyük ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliÄŸe kavuÅŸmuÅŸtur. İ.Ö. 78′den sonra Roma egemenliÄŸinde bulunan kent, İ.S. II. Ve III. yy’larda bölgenin ticaret merkezi oldu. Özellikle köle ticaretinin saÄŸladığı zengin ve parlak bir dönem yaÅŸandı. II. yy boyunca bir bilim ve kültür merkeziydi. Suriye krallarından VII. Antiokhos, tahta geçmeden önce burada eÄŸitim gördü. Kral olduÄŸu zaman ( İ.Ö. 138 ) Sidetes adını aldı. Bu devre kadar baÅŸta Athena ve Apollon olmak üzere Afrodit, Ares, Asklepios ,Hegeia, Kharitler, Demeter, Dionisos, Hermes gibi birçok tanrıya inanıp tapan Side’liler İ.S. 4.yy’da hristiyanlaÅŸmaya baÅŸlamışlardır. Side, İ.S. V. yy’da Pamfilya Metropolisi ( Piskoposluk Merkezi ) olunca, 5. ve 6. yy’da en parlak devrini yaÅŸamıştır. Bu geliÅŸim VII. IX. yy’lar arasında Arap akınları ile son bulmuÅŸtur. Kazılar sırasında büyük bir yangın ve çok sayıda deprem izlerine rastlanmıştır. Arap istilası, doÄŸal afetler kentin terk edilmesine yol açmıştır. XII.yy’da Arap coÄŸrafyacısı Idrisi] burayı ölü bir kent olarak göstermekte ve Yanmış Antalya olarak tanımlamaktadır. İdrisi’ye göre 1150′ye doÄŸru kent halkı Side’den göç etmiÅŸ, XII.yy’da Side tümüyle boÅŸaltılmıştır. 13.yy’da Selçuklular’ın 14.yy’da ise HamitoÄŸulları_BeyliÄŸi ve TekelioÄŸulları’nın egemenliÄŸi altına giren Side’de bu devirlerde yerleÅŸim olmamıştır. 15. yy’da kesin olarak Türk topraklarına katılmıştır. Ancak ne Osmanlılar nede Selçuklular Side’de oturmadıklarından, yarımada üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserlere rastlanmaz. 1895 yılında, yarımadanın uç kısmına bir köy kurularak Girit Adası’ndan gelen göçmenler buraya yerleÅŸtirilmiÅŸlerdir. Bugünkü köyün çekirdeÄŸini oluÅŸturan küçük köy zamanla tüm yarımadayı kaplamıştır.Antik yapılarıyla kendine özgü mimarisiyle, köy evlerinin bir arada bulunması sonradan “Selimiye” adını alan Side’nin turizme açılmasında büyük rol oynamıştır. Side tarihin derin izlerini taşıyan bir kenttir.

İlginizi Çekebilecekler:


Ozge Tur
Ozge Tur